|
Tweet |
Limon, portakal ve mandalina üretiminin Adana ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Arık, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, ürünün değerinde satılmasını sağlayacak uzun vadeli bir narenciye politikasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
ÜRETİCİ EMEĞİNİ ALMALI
Narenciye üreticisinin yıl boyunca gübre, ilaçlama, sulama, enerji ve işçilik giderleriyle üretimini sürdürdüğünü belirten Arık, hasat dönemine gelindiğinde fiyat belirsizliği yaşanmasının çiftçiyi zorladığını söyledi.
Arık, “Üretici bir yıl boyunca bahçesine emek veriyor, masraf yapıyor ve ürününü yetiştiriyor. Hasat zamanı geldiğinde ise emeğinin karşılığını alıp alamayacağını düşünmemeli. Narenciyede üretimin sürdürülebilmesi için çiftçinin kazanç sağlayabileceği bir piyasa yapısı oluşturulmalıdır” dedi.
PAZARLAMA GÜÇLENDİRİLMELİ
Narenciyede üretim kadar depolama, paketleme, pazarlama ve ihracat kapasitesinin de önemli olduğunu ifade eden Arık, üreticinin pazara erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Arık, “Çukurova kaliteli narenciye üretiyor. Bu ürünü doğru şekilde depolayamaz, paketleyemez ve güçlü pazarlara ulaştıramazsak üreticinin emeğini yeterince değerlendiremeyiz. Üretimden tüketiciye kadar uzanan zincirin tamamı planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
NARENCİYE STRATEJİK PLANLANMALI
Adana’nın narenciye üretimindeki potansiyelinin uzun vadeli politikalarla korunması gerektiğini belirten Arık, üreticinin gelecek sezonu öngörebileceği bir sistem kurulmasının önemine dikkat çekti.
Arık, “Narenciye üreticimizi yalnızca sorun ortaya çıktığında konuşmamalıyız. Üretim miktarından ihracat pazarlarına, depolamadan hasat planlamasına kadar bütün süreç önceden ele alınmalıdır. Çukurova narenciyesini korumanın yolu, üreticinin ürününü değerinde satabildiği sürdürülebilir bir model oluşturmaktan geçiyor” dedi.