|
Tweet |
Öğretmenlerin mesleki birikiminin ve öğrencilerini tanıma avantajının yok sayılamayacağını belirten Bayık, merkezî sınav uygulamalarının eğitimde yeni eşitsizlikler oluşturmaması gerektiğini vurguladı.
ÖĞRETMEN SINAV MEMURUNA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ
Dava konusu düzenlemelerde okul zümrelerinin hazırlayacağı soruların iki soruyla sınırlandırıldığını, diğer soruların merkezî soru havuzundan belirlendiğini hatırlatan Bayık, öğretmenlerin sınav hazırlama sürecindeki etkinliğinin azaltıldığını ifade etti.
Bayık, “Öğretmen, öğrencisinin hangi konuyu öğrendiğini, hangi alanda zorlandığını ve hangi yöntemle daha başarılı olabileceğini en iyi bilen kişidir. Öğretmenin sınav hazırlama yetkisini sınırlandırmak, mesleki bilgi ve deneyimini görmezden gelmektir. Eğitim yalnızca merkezden gönderilen soruların uygulanmasından ibaret değildir” dedi.
DÖRT GÜNLÜK SÜRE ELEŞTİRİSİ
Merkezî soru havuzundaki soruların öğretmenlerin erişimine sınavdan yalnızca dört gün önce açılmasını eleştiren Bayık, ölçme ve değerlendirmenin öğretim sürecinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
Bayık, “Her okulun, her sınıfın ve her öğrencinin öğrenme koşulları aynı değildir. Öğretmenlerimizin bu farklılıkları dikkate alarak değerlendirme yapabilmesi gerekir. Öğretmenin pedagojik takdir alanını daraltan uygulamalar, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek yerine mevcut sorunları derinleştirebilir” ifadelerini kullandı.
ÖĞRETMENE ANGARYA YÜKLENMEMELİ
Sınav sonuçlarının soru bazında e-Okul sistemine girilmesi zorunluluğunun öğretmenlerin iş yükünü artırdığına dikkat çeken Bayık, eğitim emekçilerinin zamanını bürokratik işlemler yerine öğrencilerine ayırabilmesi gerektiğini söyledi.
Bayık, “Öğretmenlerimiz zaten ders hazırlığı, sınav değerlendirmesi ve öğrencilerin gelişimini takip etmek gibi önemli sorumluluklar üstleniyor. Yeterli teknik altyapı sağlanmadan yeni veri girişlerinin zorunlu tutulması kabul edilemez. Öğretmenin zamanı, öğrencinin eğitimine ayrılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
MESLEKİ İTİBAR KORUNMALI
Eğitim-İş tarafından açılan davanın öğretmenlerin mesleki haklarının korunması açısından önemli olduğunu belirten Bayık, Millî Eğitim Bakanlığına düzenlemeleri yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.
Bayık, “Öğretmenlik, yalnızca verilen talimatları yerine getiren bir meslek değildir. Bilimsel bilgi, deneyim ve pedagojik sorumluluk gerektirir. Bakanlığın önceliği öğretmenlerin yetkilerini daraltmak değil, çalışma koşullarını iyileştirmek ve nitelikli eğitimi güçlendirmek olmalıdır. Eğitim-İş olarak öğretmenlerimizin mesleki itibarını ve öğrencilerimizin eşit, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.